Eğitim öğretim sektörü (sektör diyorum çünkü, artık öğrenci müşteri durumuna indirgendi) bırakın vasatı, asla düşünmeyen, üretmeyen ve sadece popülizmle yön verilen bir hale geldi.
Çocuklarımız, geleceğimiz ve elbette ümidimiz dediğimiz bir nesil göz göregöre bir karanlığa doğru hızla sürükleniyor ve müsebbibleri maalesef büyük bir gaflet ve dalalet ve hatta hıyanet içine kimlere hizmet ettikleri de belirsiz bir mihraka çalışır durumdalar.
Eğitim kurumlarının müfredatları tıka basa hurafe, bilim ve çağ dışı bir takım uydurmalarla dolu... Ne yazık ki, sadakat liyakatin önünde aşılmaz bir duvar gibi dikildiğinden mütevellit eğitim kurumları da bir takım çıkar çevrelerinin arpalığı durumunda... Adalet gibi, sağlık gibi eğitim de üç beş hergeleye yandaşlık hukukuyla teslim edilmiş durumda...
Öğrenmeye, araştırmaya, düşünmeye, yorumlamaya, analitik yaklaşıma kapalı bir sistemle her geçen gün daha da köreltilen dimağlar sadece bir kaç maksatlı ve karar ağızdan çıkacak emirleri yerine getirmeye amade robotlar olarak istihdam ediliyor...
Tek çare var...
Okumak...
Onların gizledikleri hakikatler, üstünü örttükleri çağdaşlık yolunu aydınlatacak fikirler maalesef müfredat denen hurafe çıkınında mevcut değil...
Mahrum bırakılan her türlü bilgi, bozulmamış enformasyona ulaşım da maalesef maksatlı bir şekilde kitap satışlarına set çekecek derecede abartılı bir politikayla önü kesilerek engelleniyor...
Ancak tek çaremiz okumak, gizlenen ve bizden uzaklaştırılan bilgiye koşar adım değil uçarak ulaşmak zarureti her zamankinden daha elzem ve kesinlikle insanlık icabıdır.
Lütfen okuyun...
Zira okutmayan, okumanın önüne set olanlara ve onların sapkın, çağ dışı hurafelerle dolu karanlığına mahkum olmadan aydınlığa ulaşmanın tek yolu deli gibi okumaktan geçer.
Sadece kendiniz değil, çevrenizdeki herkesi de okumaya teşvik edin...
Okumak farkında olmak, hakikate vasıl olmaktır.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder